Portakal Ağacı Manastırı
Kitap

Portakal Ağacı Manastırı

Samantha Shannon

Samantha Shannon tarafından kaleme alınan, feminist esintiler barındıran ve epik fantezi türünün modern klasikleri arasında gösterilen Portakal Ağacı Manastırı (The Priory of the Orange Tree), ejderhalar, büyü, din ve taht kavgalarıyla örülü, doğu ve batı mitolojilerini harmanlayan devasa bir dünyayı anlatır. Hikaye, birbirine tamamen zıt inançlara sahip olan, ejderhalara yaklaşımı taban tabana zıt iki büyük coğrafya (Doğu ve Batı) ile bu iki dünya arasındaki dengeleri korumaya çalışan gizli bir manastırın ekseninde döner. Bin yıl önce dünyayı dehşete düşüren "İsimsiz Olan" adlı devasa, kötücül, ateş püskürten ejderhanın uykusundan uyanmak üzere olması, tüm bu dünyayı birleşmeye veya tamamen yok olmaya zorlar. Kraliçe Sabran Berethnet, Inys Krallığı’nı yönetmektedir ve batı inancına göre onun soyunun devam etmesi, İsimsiz Olan'ın zindanda kalmasının tek yoludur. Sabran'ın acilen evlenip bir kız çocuk doğurması gerekmektedir, aksi takdirde dünya yok olacaktır. Ancak kraliçe suikast tehditleriyle karşı karşıyadır. Onu gizlice koruyan kişi ise, aslında batı dinini bir yalan olarak gören ve gizli bir büyücü örgütü olan Portakal Ağacı Manastırı’nda yetişmiş Ead Duryan’dır. Ead, kraliçeyi korumak ve dünyayı kurtaracak gerçek kadim büyüyü canlandırmak için sarayda kimliğini gizler. Batı dünyası tüm ejderhaları canavar olarak görüp onlardan nefret ederken, Doğu (Seiiki Krallığı) su ve hava elementlerine hükmeden kutsal, tanrısal ejderhalara tapmaktadır. Bu topraklarda yetişen genç ve idealist Tané, bir ejderha binicisi olmak için hayatı boyunca çalışmıştır. Ancak batıdan gelen kaçak bir yabancıyı gizleyerek ülkenin yasalarını çiğnediğinde, kaderi onu krallığından sürgün edecek ve batıdaki büyük savaşın ortasına fırlatacaktır. İsimsiz Olan ve onun ateş ejderhaları ordusu uyandığında, batının sahte tarihi ve doğunun içine kapalı yapısı çatırdar. Dünyayı kurtarmanın tek yolunun, batının sihirli kılıcı Ascalon ile doğunun su ejderhalarının gücünü birleştirmek olduğu anlaşılır. Ead Duryan, kraliçeye olan sevgisi ve manastırdan aldığı güçle; Tané ise sadık ejderhasıyla birlikte insanlığın kaderini belirleyecek devasa bir savaşa girişirler.